Radye Temel

        Bu temel sisteminde; temel kazılır, kayalarla, taşlarla pekiştirilir. Üzerine ince bir beton dökülerek düzeltilir. Bunun da üzerine 14'lük olarak tabir edilen kalın demirlerden bağlantılar yapılarak kanaviçe gibi alttan, üstten ve yanlardan örülerek 60-70 cm kalınlığında demir-çelik yığını haline getirilir. Bu çelik yığınının içine kuvvetlendirilmiş beton dökülmek suretiyle büyük bir beton kütle meydana getirilir. Şayet bir ucundan çok güçlü manivelalarla kaldırılmak istenirse, ortasından bükülüp kırılmadan üstündekilerle birlikte komple kalktığı görülecektir. 
        Bu çelik kütlenin içine, 5 katlı bir binada kullanılacak bütün demirler kadar demir kullanılır. Bu sebeple deprem dalgaları, radye temeli ve üzerindeki duvarları komple kaldırıp indirir. Temelde bir bükülüp kırılma olmaz. Bu sebeple üzerindeki duvarlarda birbirlerinden ayrılma veya birbirinin içine geçme gibi bir hadise oluşmaz. 
Ayrıca radye temel, dış duvarların oturduğu alandan yaklaşık 1 m. kadar daha geniş atılır. Mesela 100 m2'lik bir dairenin tabanına yaklaşık 140 m2'lik temel atılarak, binanın ağırlığının her tarafa eşit yayılması sağlanır. 
        Radye temel kalınlığı yönetmeliklerde belirlenmiştir.Kirişli olarak projelendirilen radye temellerde radye döşeme kalınlığı 20 cm den az olamaz.(Bina cinsi türü ağırlığı vb durumlara göre değişir.)Kirişsiz olarak imal edilecek radye döşemelerde minimum radye kalınlığı 30 cm olmalıdır. Ayrıca kirişsiz radye döşemeler de zımbalama tahkiki ihmal edilmemelidir.

        Radye temelin kullanımı sadece zemin emniyet gerilmesine bağlı olarak düşünülmemelidir.Örneğin zeminde şişme problemi varsa ters kirişli radye yapmak çok akılcı bir sistemdir.Bu yöntemle şişmenin binaya zarar vermesi önlenir.Prensip olarak radye temeller sadece bodrum kata taban alanı büyüklüğünde yapılmaz. Üst katlarda olan açık yada kapalı çıkmaların uzunluğu boyunca yapılırlar.Bu şekilde binanın selam vermesi önlenir.(Bu tür binalara hemen her ilde rastlanır temel acemice projelendirilmiştir ve binanın kısa kenarı doğrultusunda büyük çıkmalar yapılmıştır.Temel de ise çıkmaların olduğu kısımlar boş geçilmiştir.Dolayısıyle bu kısımda devrilmem momentini karşılayacak önlem alınmamıştır.)

        Radye temeller binanın büyüklüğüne bakılmadan her yapıda kullanılabilir.Özellikle sorunlu zeminlerde kullanılır diye bir şey söylemek mümkün değildir. Özellikle günümüzde tecrübelerimize dayanarak diyebiliriz ki tüm binaların temelleri radye olarak planlanmalı ve imal edilmelidir. Tekil temeller ise literatür den çıkarılmalı ve her deprem bölgesinde kullanılması yasaklanmalıdır.

        Bu tür temellerde(radye temel) donatı düzenine gelince her ne kadar moment diagramları dikkate alınarak pilyeli olarak dizayn edilebilirlerse de alt_üst düz ızgara olarak dizayn edilmeleri hem rijitlik sağlamaları açısından hem de homojenlik açısından idealdir.

Not: Görselde yer alan fotoğraflar temsilidir.

Drenaj

        Drenaj ,herhangi bir yapıdan,yapıya zarar verebilecek suyun doğal veya yapay yollarla uzaklaştırılmasına yönelik yapılan çalışmalardır.Bu çalışmalar inşaat halinde temel etrafına döşenecek olan drenaj boruları yardımıyla suyun büz(kuyu) toplanarak tahliye edilmesi ile gerçekleşir...

Neden Drenaj Yapmalıyız ?

        Yapı ömrü ve dayanıklılığı açısından en büyük tehdit “su”dur. Yapıya sızan su; yapıların taşıyıcı kısımlarındaki donatıları korozyona uğratarak, kesitlerinin azalmasına ve yük taşıma kapasitesinin ciddi miktarlarda düşmesine neden olur. Ayrıca yapı bileşeni içerisinde su, soğuk mevsimlerde donarak, sıcak mevsimlerde ise buharlaşarak beton bütünlüğünün bozulmasına ve çatlakların oluşmasına yol açar. Bunun dışında zemin rutubeti veya zemin suyu içerisinde bulunan sülfatlar, temel betonuyla kimyasal reaksiyonlara girerek beton kompozisyonunun bozulmasına neden olur. Bu da yapı ömrünü ve dayanımını olumsuz yönde etkiler. Su ayrıca, binalarda insan sağlığı açısından zararlı küf, mantar vb. organik maddelerin oluşumuna da yol açar. Bu nedenle toprak altındaki yapıyı zemin suyunun zararlı etkilerinden korumak için çalışan bir drenaj sistemi gerekir.

Paspayı

(Beton Örtüsü)

        Marmara bölgesinde 1999 yılında yaşadığımız iki büyük depremin ardından İstanbul başta olmak üzere büyük kentlerimizde yaşayan vatandaşlar binalarının olası bir depreme karşı incelenmesi işine önem vermeye başladılar. Gerek kendi yaptıkları gerekse bir uzman aracılığıyla yaptırdıkları incelemeler sırasında, yapıların bodrum katlarında daha büyük miktarda olmak üzere beton taşıyıcı elemanlarda korozyon adı verilen bir oluşum ile karşılaşıldı. Beton elemanlarda korozyonun oluşmasında bir çok neden olmak ile birlikte en önemli nedenin beton örtüsü tabakası denilen paspaylarının yetersiz olması uzmanlarca kabul edilmektedir.

"Depremde yapıların yıkılma nedenlerinden biri de paspaylarının uygunsuz ve yetersiz kullanılmasıdır. Uygun ve yeterli paspayı kullanmak yapıların ömrünü uzatır!"

Paspayı Nedir?

        Betonarme ile ilgili şartnamelerde net beton örtüsü adıyla anılan paspayı: "Bir beton elemanının içinde bulunan en dış donatının dışında beton bitim yerine kadar ölçülen kalınlık" olarak tanımlanmaktadır. 1985 yılından bu yana kullanılmakta olan TS 500 standartlarında bu kalınlıkta ilgili çok ayrıntılı bilgi yoktu. Sadece 12.2.1 numaralı maddede "Kirişlerde beton ölçüsü, içteki elemanlarda 1.5 cm, dışındaki elemanlarda ise 2 cm den az olmamalıdır." biçiminde bir açıklama yapılmaktadır. Şubat 2000 tarihinde yürürlüğe giren yeni TS 500 standartında bu konuyla ilgili olarak ayrıntılı bilgiler getirilerek bir anlamda yıllardır süregelen başıboşluk önlenmiştir. Gerçekte ciddi projelere imza atan deneyimli proje mühendisleri TS 500'ün bu eksikliğini DIN 1045 adlı Alman normlarında belirtilen maddeleri göz önünde tutarak gideriyorlardıysa da paspayının Türk standartlarında ciddi olarak yer almasının Marmara depreminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 
Normal donatılarda m2'ye 4 adet yeterli olur.

 

Korozyon Açısından Paspayının Önemi

        Betonarme elemanların içersinde bulunan çelik donatıların yer yer paslanarak çapını ve kalitesini kaybetmesine neden olan korozyonun oluşmasında birçok neden sayılabilir. Bunları sıralarsak;
Beton elemanlardaki net beton örtüsü (paspayının) yetersiz olması. Özellikle deniz kıyısına yakın olan inşaatlarda havadaki klor iyonları yanında nem miktarının yüksek olması korozyon açısından paspayının önemini arttırmaktadır. Kullanılan betonun kalitesinin yetersiz olması. Genellikle uzun yıllar inşaatçılar arasında iyi beton tanımı yapılırken dayanım gücü yüksek betonlar amaçlanırdı. Son yıllarda iyi beton tanımı için yalnızca beton dayanımın değil betonun durabilite adı verilen dayanıklı oluşu da göz önüne alınmaya başlandı. Dayanıklılık, betonun dış tesirlere mukavemet gücü yanında, içindeki çelik donatıyı dış tesirlere karşı koruyabilme yeteneği, bir anlamda betonarmenin ömrünü belirleyen bir özelliktir. Korozyonun önlemek açısından beton paspayının yeterli kalınlıkta yapılması yanında geçirimsiz beton yapmak, beton dökümünde mutlaka vibratör kullanmak, su oranı mümkün olduğunca az beton üretmek, su eksikliğinden dolayı azalmış olan beton akışkanlığını artırmak için gerektiğinde beton içinde akışkanlık artırıcı kimyasallar katmak alınması gereken önlemlerden bazılarıdır. Kuşkusuz beton dökümünden sonra betonun kürlenmesine dikkat etmek, sulamak yada beton üstünü koruyucu kimyasallarla kaplamak da yukarıdaki önlemler arasına katılabilir. Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta şudur: Paspayının yetersizliği özel önlemler almaksızın (kimyasallarla yapılan özel sıvılar gibi) yalnızca sıva harcıyla giderme olanağı yoktur. Yoğun dış etkenlere (rüzgar, yağmur gibi) maruz kalan betonarme elemanlarda paspayı kalınlığı daha da önem kazanır. Paspayı yetersizliği nedeniyle bu tür elemanlarda etriyelerin tümüyle yok olduğu, ana taşıyıcı donatıların ise alan olarak yarı yarıya pastan dolayı çapının yedi kata kadar artabildiği, bu artmadan dolayı betonun hızla çatladığı gözlenmektedir. Paspayı kalınlığının fabrika tarzında üretilen beton prekast elemanlarda prefabrike yapı elemanlarında daha küçük tutulması olanaklıdır. DIN 1045 normu bu tür elemanlarda paspayı kalınlığının 1cm'ye kadar indirilmesine izin vermektedir.

Not: Görselde yer alan fotoğraflar temsilidir.

Not: Görselde yer alan fotoğraflar temsilidir.

Kelime Anlamı: Almanca grob kelimesinden türemiştir. Grob, kaba demektir. Kaba beton olarak düşünülebilir. Kendisinden sonraki imalatlara zemin hazırlamak üzere uygulandığı için bu şekilde tabir edilmiştir.

İngilizcesi: Lean Concrete ‘dir.

        İnşaat literatüründe, kullanım amacı nedeniyle dayanımı önemli olmayan düşük dozlu demirsiz betondur.

 

Grobeton Nerelerde & Ne Amaçla Kullanılır?

        Grobeton genellikle, temel betonu öncesinde, temeli zeminden ayırarak korumak ve temel betonarme uygulaması için düzgün bir yüzey oluşturmak amacıyla uygulanır. Yine benzer amaçlarla, karayollarında, gölet, spor sahaları vb. uygulamalarda tesviye ve dolgu rolünü üstlenir.

Grobeton Sınıfı Nedir, C Kaçtır?

        Grobeton, çimento oranı az, düşük dozlu demirsiz betondur. En çok uygulanan sınıflar aşağıda listelenmiştir:

  • C 6/8 (150 doz)

  • C 8/10 (200 doz)

  • C 12/15(250 doz)

  • C 16/20 (300 doz)

Grobeton Nasıl Dökülür?

  • Grobeton malzeme sarfiyatını azaltmak ve işçiliği kolaylaştırmak adına, beton öncesi zemin tesviyesi iyi yapılmalı, nivo vb. ölçüm aletleri ile sık aralıklarla ölçülerek zemin kotu düzgün ve uygun hale getirilmelidir.

  • Zemin sıkıştırılması uygun bir şekilde yapılmalıdır.

  • Kalıbı uygun kotta ve açılmayacak şekilde hazırlanmalıdır. Üzerinde yapılacak temel betonu gibi imalatların sınırından en az 20-30 cm fazla olacak şekilde aplike edilmelidir (izolasyon, kalıp vs. için çalışma payı)

  • Grobeton kotunu ayarlamak için kot kazıkları sık aralıklarla çakılmalıdır, ano ile yapılacaksa anolar düzgün ayarlanmalı, kontrol edilmelidir.

  • Grobeton kalınlığı genelde 10 cm olmaktadır. 5 cmden az dökülmemelidir. Projeden ötürü zaruri değilse, 10 cm yukarısı gereksiz sarfiyattır.

  • Grobeton dökülmesine müteakiben, üzerine basınca batmayacak ancak iz bırakacak kıvama geldiğinde helikopter perdahı yapılmalıdır. Böylece istenilen düzgün yüzey elde edilir.

Grobeton - Koruma Betonu - Şap Betonu
Farkı

        Koruma betonu da, aynı grobeton gibi dayanımı önemsiz düşük dayanımda demirsiz betondur. Grobeton ile amaç olarak ayrılırlar; 

        Grobetona, genelde temel betonu altına dökülen, tesviye amaçlı beton demiştik. Grobetonu döktük, üzerine su izolasyonu için membran uygulamasını yaptık. Bu izolasyonu üzerine yapılacak imalatlardan korumak adına keçe serilip beton dökülür; bu betona koruma betonu denir.

        Şap betonu da, yine grobeton gibi tesviye amaçlı dökülen betondur. İnce işlere zemin hazırlamak üzere uygulanır. Döşeme betonunu döktük,  seramik kaplamasına düzgün bir yüzey hazırlamak için şap betonu dökülür. Şap betonunun farkı, çimento oranı biraz daha yüksek ve dane çapı daha düşüktür. Dane çapının düşük olması daha kolay yerleşim ve perdahlama imkanı sunarak daha pürüzsüz bir yüzey elde edilmesini sağlar.  Çimento oranının yüksek olması çatlamaya karşı daha mukavemetli özellik sağlar, bu da devamında gelen ince imalatlardaki hatanın önüne geçer.

Not: Görselde yer alan fotoğraflar temsilidir.

  • Facebook - Grey Circle
  • LinkedIn - Grey Circle
  • Google+ - Grey Circle

© 2017 designed by Halil İbrahim DEMİR

Romega isim BG.png